BİLE BİLE LADES!!!!

Hasip Sarıgöz

Hasip Sarıgöz

E-Posta :

 Ülkemizde halen 3.000.000'u aşkın Suriye'li mülteci var.

Türkiye şimdiye kadar sadece kamplardaki mülteciler için 10.000.000.000 dolar harcadı! (Başbakan'ın açıklamasıdır)

Diğer şehirlerimize dağılmış olan mülteciler için 20.000.000.000 dolar daha harcandı! (Yine Başbakan'ın açıklamasıdır)

Bunlar sadece bilinenleri, Ya bilinmeyen harcamalar?

Üstelik bu mülteciler, bazı konularda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dahi sahip olmadıkları haklara sahip oldular.

Ülkeleri savaşta ve sağlıkları yerinde olduğu halde, elleri silah tutabildiği halde gidip kendi vatanları için savaşmadılar.

Ama bu mültecilerin, Türkiye'deki doğurganlık oranlarına baktığımızda, savaşmayan bu adamların sıklıkla seviştikleri açıkça görülüyor.

Türkiye'de Suriyeli olmayan hiçbir kent kalmadı.

BBC'nin 18 Haziran 2015 tarihli haberine göre Türkiye dünyada en çok mülteci kabul eden ülke oldu!

İş bu kadarla kalsaydı yine iyiydi. Ama kazın ayağı öyle değil!

Başbakan bizzat kendisi açıkladı: Halep'ten Türkiye sınırına doğru 70.000 mülteci geliyor!

Yüzlercesi ise daha şimdiden sınır kapılarımızın önünde yığılmış durumda!

Mülteci sayısının 100.000'i çok aşacağını yazıp çizenler de var...

Devlet yöneticilerimiz ise "Bizim kalbimiz bütçemizden daha büyüktür" gibi süslü laflar ederek; Türkiye sınırına gelen hiçbir mültecinin geri çevrilmeyeceğini açıklıyorlar.

Yaşlı ve orta yaşlılar çok iyi hatırlarlar:

Türkiye 1988'de Halepçe Katliamından kaçanları ülkeye kabul etti. Tam 80.000 mülteci Türkiye’ye sığındı. Bunların içinde birçok terörist de ülkemize sızdı!

Türkiye 1. Körfez Savaşının hemen ardından bu sefer 250.000'in üzerinde mülteciyi yine kabul etti. Bunların içinde de birçok bölücü ve azılı Türk düşmanı ülkemize sızdı. Bu mülteci olayının hemen arkasından ülkemizdeki terör eylemleri rekorlar kırdı.

Türkiye Amerika eliyle Suriye'yi karıştırdıktan sonra ise, Cumhuriyet tarihinin en büyük mülteci olayı yaşandı. Yaklaşık 3.000.000 kişi Türkiye'ye girdi!

Bunlarla birlikte giren terörist, silah ve mühimmat sayısı ise belirsiz!

Türkiye'de terör olayları yine azdı! Tek eylemde 50'li 100'lü kayıpları ilk defa vermeye başladık!

İlk defa bir terör örgütü illerimizi ve ilçelerimizi ele geçirerek yerleşti, barikatlar kurdu, tüneller açtı, insansız hava araçları ve dünyanın en gelişmiş ABD malı suikast silahlarına sahip oldu. Her yeri el yapımı patlayıcı ve tuzaklarla doldurdu!

Şimdi her gün kan akıtarak ve can vererek kendi şehirlerimizi yeniden vatan yapmaya çalışıyoruz!

Peki bu terör örgütü meskun mahal muharebelerini nereden öğrenip geldi?

Bu kadar mahirane patlayıcıları yapmayı kimden ve nereden öğrendi!

Bu suikast silahları ülkemizin hangi sınırından sokuldu?

Ölü veya diri ele geçirilen yabancı uyruklu bu teröristler, bu patlayıcı uzmanları ve bu keskin nişancılar hangi sınırdan geçerek girdiler.

Onun için Hükümetimize, Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımıza sesleniyorum:

Eğer içinizde zerre kadar Türk Milleti sevdası var ise; Ne olur bir kere daha BİLE BİLE LADES DEMEYİN!

Ne olur bu Halep'ten gelen mültecilere sınırımızı açmayın, bu gelenlerin içinde hangi yezidlerin, hangi ifritlerin, hangi şerefsizlerin olduğu belli değil!

Eğer sınırlarımızı yine açarsanız Sur'da, Silopi'de ve Cizre'de tükenmek ve yok olmak üzere olan bu teröristlere HAYAT ÖPÜCÜĞÜ VERMİŞ OLACAKSINIZ!

Pekala bu mültecilere sınırımızın Suriye tarafında da yardımcı olabilir ve aç bırakmayabilirsiniz. Ama ne olur milletimizin kaderiyle oynamayın.

Yoksa siz böyle bir ortamda yeniden çözülme süreci başlatarak büyük Türk milletine karşı bir ihanet daha mı etmek istiyorsunuz?

Yoksa siz ülkemize birçok değişik etnik kökenden mülteci sokmak suretiyle Türkiyenin demografik yapısını değiştirmek suretiyle tamamen Araplaştırmak ve Kürtleştirmek mi istiyorsunuz?

Eğer amacınız bu ise bilin ki bedelini çok ağır ödeyeceksiniz.

Son bir kaç söz daha:

Peki, sırf birilerine yaranmak adına Kardeşim Esad'ı Düşmanım Esed'e dönüştüren ve hiçbir karışıklık olmayan Suriye'yi karıştıran kimdi?

Suriyede ölen milyona yakın insanla ülkemizde ölen yüzlerce insanın vebali kimin üzerinde?

Artık eline kan bulaştırma deyimi kullanılamaz. Peki, bu insanların kanları içinde yüzenler ve adeta banyo yapanlar kimlerdir?

Bugün de üç şehidimiz vardı!

Görüyoruz ki hiç üzüldüğünüz yok! Rabia için akıttığınız gözyaşlarınızdan ise eser yok.

Böyle bir ortamda siz ne mi yapıyorsunuz?

Berdan Mardini'ye şarkılar söyleterek, sazlı sözlü gülüp eğlenerek, gökyüzüne güvercin uçurup dönüp gelip tekrar bizim başımıza konacak mı diye bakarak vakit geçiriyorsunuz.

Şehit ailelerinin boğazları düğüm düğümken, bırakın boğazlarından bir lokma geçirmeyi onlar nefes dahi alamıyorlarken siz mardinde kendinize kuzu fırın ziyafetleri çekiyorsunuz.

Ve siz bu çözülme süreci denilen uğursuz süreci tekrar başımıza bela etmeye mi çalışıyorsunuz?

Yeter artık bile bile lades demeyin.

İzlenme: 593 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR