"HÖH"

Hasip Sarıgöz

Hasip Sarıgöz

E-Posta :

 Kısa adı “HÖH”…

Kamuoyunda ise “Halk Özel Harekât” olarak biliniyor.

Konya ve Tokat başta olmak üzere, 22 ilde örgütlendiği, üye sayısının 7000’lere dayandığı ve hatta “Silahlı Eğitim Kampları”nın dahi bulunduğu iddialar arasında!

Bir de “SADAT” diye ne idiğü belirsiz bir yapı var.

Sözde “uluslararası savunma alanında danışmanlık” yapıyor ve ayrıca “askeri eğitim” de veriyor!

Neyi, kime karşı ve hangi legaliteye göre savunacaklar?

Henüz tam bilinmese de, eğitim kamplarında “Gayri Nizami Harp Teknikleri” ile “Keskin Nişancılık” eğitimleri veriliyor!

Şimdi, gayri nizami harp deyince, önce bir durun!

Çünkü legal bir devlet organıyla idare edilen bir ülkede, eğer devlet ayakta, ordusu, polisi, jandarması ve istihbarat teşkilatı da görev başında ise; böyle bir ülkede gayri nizami harbi örgütleyen, unsurlarını belirleyen, eğitimini veren ve sahada kullanan kimdir?

Tabi ki devlet…

Peki, “SADAT” veya “HÖH” devlet mi?

Tabi ki değil!

Üstelik bu SADAT denilen yarı muammalı yapının başındaki emekli bir asker olan şahıs eski bir Akit Gazetesi Yazarı, aynı zamanda bu şahıs partili ve taraflı Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanlarından birisi…

Yani “görünen köy kılavuz istemez” derler ya... Maalesef ki, işin içinde siyaset var, taraftarlık var. Kuvvetle muhtemel, bir yerlerden beslenme ve bir yerlere hizmet etme olgusu var.

Bu SADAT ve HÖH gibi yapılanmalarla başlayan olayların ilerde nerelere varabileceğini görebilmek adına, isterseniz zamanda biraz geriye gidelim.

Tarih: 31 Haziran 1968 idi. O günkü “Demokrat İzmir Gazetesi” de bugünkü gazete manşetlerine benzer bir başlıkla çıkmıştı.

“CKMP’li Gençler Komando Kursuna Tabi Tutulacak”!

“CKMP” ne?

Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi…

İlk komando kampı 1968’de Kayseri’de açılmıştı.

Yine, 1 Ağustos 1968 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nden bir haber: “CKMP Komandoları: 100 Genç İzmir’de Her Gün Talim Yapıyor”!

Gerçekten de 1968’i takip eden 10 yıl içerisinde tam 34 ayrı eğitim kampı kuruldu ve on binlerce komando yetiştirildi.

Tabi ki olayların tabiatı gereği, etki tepkiyi doğurdu.

Karşıt kesim durur mu?

Onlar da eğitim kampları kurdular, onlar da kendi komandolarını yetiştirdiler!

Üstelik hiçbiri yasal değildi!

Sonuç mu?

Kanlı bir kardeş kavgası!

1968’de başlayan ve 12 Eylül 1980’de noktalanan bu kanlı süreçte, kayıtlara göre sağdan ve soldan tam 6000’e yakın vatan evladı can verdi! Neredeyse hepsi çok gençtiler!

Bunun yanı sıra. Ülkemize büyük hizmetleri dokunabilecek olan düşünürler, aydınlar, gazeteciler ve akademisyenler de öldürüldüler.

Oysa çam da bizimdi, kozalak da…

Maalesef ki, yine kaybeden cefakâr Türk milleti olmuştu.

Tanıdık geldi değil mi?

Ey yetkililer, ey etkililer! Şimdi bu kanlı ve kirli filmi, bu cefakâr millete yeniden seyrettirmeye mi hazırlanıyorsunuz?

Eğer öyle ise, hainsiniz!

Yok değil ise, o zaman amaç ne?

Sakın ola ki, sizin amacınız; oluşturmakta olduğunuz silahlı güçlerle, malum siyasi gücü devletleştirmek ve mevcut devleti de “Parti Devleti”ne dönüştürmek olmasın?

Eğer öyle ise, bilin ki sizler su katılmamış hainlersiniz!

Unutmayın ki, tutuşturacağınız bu yangın; bu vatanın evlatlarıyla birlikte en başta sizleri de yakacaktır!

Çünkü bir orman yakılırsa, çam da yanar kozalak da!!!

Biz yanmayız mı diyorsunuz?

Belki ilk başlarda evet, peki ya sonra?

O zaman Türk milletinin tarihine bakın:

Aynı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, bir Anka Kuşu misali küllerinden yeniden doğacak olan bu millet, tarihte sayısız örnekleriyle görüldüğü ve tescillendiği üzere, ilk önce hainleri gömer!

Devlet gücüdür, PÖH'ü de JÖH'ü de tanırız.
HÖH de neymiş? "Höst Ulan" der de anarız,
Döner devran, kurtarır da çobanlar kendini,
Bizler yine, bu zavallı güdülenlere yanarız!

İzlenme: 230 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR