55 YAŞ ve ÖLÜM ÜZERİNE

Sabih Samur

Sabih Samur

E-Posta : sabihsamurmedya@gmail.com

 Plus dolet quam meses est, qui ante dolet quam messe est.

(Seneka)

Gereğinden önce dertlenmek, gereğinden fazla dertlenmektir.

Bu sıralar, başucu kitabım, “Montaigne, Denemeler”. Sabahattin Eyüboğlu tarafından Türkçeye çevrilen, Cem yayınevinden çıkan bu kitabı elimden düşürmüyorum. 400 yıl evvel yazılanları okumak ve onda kendinle ilgili, yaşamla ilgili şeyler bulmak, harika bir duygu. Mutlaka okunması gerekli bir eser.
Zaman zaman yukarıdaki gibi, çok sevdiğim kısımları, sizlere aktaracağım.
Eminim tamamını okumak isteyeceksiniz.
Zamansızlıktan yakınıp ve bunu bahane ederek, ötelediğiniz bir sürü aktivite vardır hayatınızda. Bence bunun adı tembellik.
“Bugünün işini yarına bırakma” diyen atalarımız çok mu akıllıydı, yoksa biz daha mı az akıllıyız? İşlerimizi yarına bıraktıran iç gücümüz, bize yarına çıkacağımızın garantisini veriyor mu?
Ölüm sayılan uykudan, sabah uyandırılacağımızın garantisi var mı? İşte tüm bu soruların cevabı bende olmadığı gibi sanırım hiçbirimizde yok.
Şu sıralar aklıma takılan ve iç çatışma yaşadığım garip bir durum var. Sizlerle paylaşmak istiyorum.
Şöyle olmalı, böyle olmalı, diye kendi kendime yorum yaptığım, bazen dostlarımla ve eşimle paylaştığım, konular ve şahsi projelerimin, ülke gündemine gelmesi ve birileri tarafından uygulanması, beni inanılmaz mutlu ve onurize ediyor. Ama inanın, bu yakın geleceği ve olayları ön görebilme yeteneği, artık beni korkutuyor.
09 Nisan 2008’de ikinci çocuğumuz oldu. Bir kız, adı Defne. Yiğit’in kardeşi. Ömrü uzun, bahtı açık olsun. Defne ile beraber bu mutluluğu yaşarken, birkaç sene önce sevgili eşime söylemiş olduğum, “sanırım 55 yaşında vefat edeceğim” sözü beni inanılmaz rahatsız etmeye başladı. Korkum, Yüce Allah’ın bunu bir dilek olarak kabul edip, dua olarak görmesi ve kabul etmesi.
Her fani gibi benimde korkularım var. Allah’ın bize verdiği, nimetler ve güzelliklerden, mümkün olduğunca, uzun bir ömürle faydalanmak istiyoruz. Aileye yeni katılan bir can (Allah’ın bir lütfu) ile daha uzun bir süre beraber olup, yaşama isteği. İnsanoğlunun doğasında var.

“Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de geciktirebilir.”
Hicr Sûresi 5 S: 263

“Her nefis ölümü tadacaktır! Sizi imtihan etmek için, hayra ve kötülüğe müptela kılarız. Hepiniz en sonunda bize döndürüleceksiniz!”
Enbiyâ Sûresi 35 S: 325

Kuran-ı Kerim'de yer alan "ecel" ile ilgili bu iki sûreyi sizlerle paylaşmak istedim.
 

Sabih Samur, Eylül 2008

İzlenme: 622 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR