ÇANAKKALE GEÇİLMEDİ, GEÇİLEMEZ !

Temel Atay

Temel Atay

E-Posta :

 Kadim dostum ve kıymetli arkadaşım merhum Prof Dr.Durmuş Yılmaz'ın Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma gününün 92 nci yılında yazdığı yazının sadece kutlama yılını bu güne taşıyarak yayınlamayı uygun gördüm.Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu gurur gününde tüm şehitlerimizi,gazilerimizi ve merhum arkadaşımı rahmetle anıyorum .Mekanları cennet olsun....

ÇANAKKALE GEÇİLMEDİ, GEÇİLEMEZ !

Prof.Dr.Durmuş Yılmaz

Bu gün Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102. yıldönümüdür. 1915 Çanakkale savaşı, bütün Türk tarihinde, bir cephede en çok kayıp verilen, bu yönüyle de başka bir benzeri olmayan bir savaş ve kazanılan bir zaferdir. Çanakkale cephesinde savaşın başlaması ve bitmesi 11 ay, sıcak savaş 7 ay sürmüştür. Bunun iki ayı denizde, 5 ayı da karada cereyan etmiştir. Bu gün deniz savaşlarının Türk askerinin zaferiyle sonuçlanmasının yıldönümüdür. 26 Ağustosda da kara savaşları sona ermiştir. “Çanakkale Geçilmez” sözü İngiliz general Ian Hamilton’un 5 Eylül 1915 tarihinde Londra’ya çektiği bir telgafta kulandığı bir cümlede geçer. Ona bu sözü söyleten Türk askerinin her türlü mahrumiyete rağmen yurdunu savunmak için gösterdiği büyük kahramanlıktır. Anafartalar muharebesinde Mustafa Kemal’in kumanda ettiği askerler denize doğru kaçan düşmanı kovalarken önlerine çıkan 40 metre kadar yüksekliği olan sarp yamaçlardan adeta uçarcasına İngiliz askerlerinin arkasından atlamışlar yarlardan aşağıya uçan İngilizleri havada yakalayarak süngülemişlerdir. Bu manzarayı Saros körfezi içinde sancak gemisinden dürbünüyle izleyen İngiliz Generali Hamilton bütün ümidini kaybetmiş ve Londra’ya çektiği telgrafta Çanakkale’nin ne denizden ne de karadan geçilemeyeceğini bildirmiştir. “Çanakkale Geçilmez” sözü Türk Milleti’nin yurdunu ve bağımsızlığını korumada gösterdiği gayret ve fedakârlığın sloganı olmuş ve sonraki yıllarda karşılaştığımız her güçlüğü yenmede bizim için moral kaynağı olmuştur.
Son yıllarda halkımızın diğer savaşlara ve savaş alanlarına olduğu gibi Çanakkale ve Gelibolu’ya da ilgisi artmıştır. Yılın 12 ayında devam eden Çanakkale gezileri özellikle Mart, Nisan, Mayıs aylarında çok yoğunlaşıyor ve yurdun her tarafından kafileler halinde gelen ziyaretçiler savaş alanlarını, abideleri ve şehitlikleri ziyaret ediyor, tarihi yaşıyor ve yaşatıyorlar. Müzeleri gezerek 1915 yılı Türkiyesini görüyor ve bu gün sahip olduğumuz devletin, vatanın ve her türlü nimetin bedelini nasıl ve ne şekilde ödediğimizi görüyorlar, idrak ediyorlar. Millî tarih bilincinin oluşması için çok güzel tavır ve davranışlar.
Son yıllarda dikkatimizi çeken diğer bir husus daha vardır. Çanakkale’ye o zaman İngiliz sömürgesi olan Avustralya başta olmak üzere bir çok ülkenin de ilgisi artmıştır. Hatta İngiltere de son 4 yılda kraliyet ailesinden bir prensle 25 Nisan kutlamalarına katılmaktadır. Avustralya ve Yeni Zelanda da Başbakan veya yüksek bir temsilcileriyle törenlere katılmaktadırlar. Protokol icabı yapılan konuşmalarda her temsilci Çanakkale savaşının kendi millî tarihleri için taşıdığı ve sahip olduğu önemi vurgulamaktadır. Bazıları daha da ileri giderek Çanakkale’nin (Gelibolu Yarımadası) savaşa katılan bütün milletlerin ortak anısına sahip olduğu ve bundan dolayı da birlikte düzenlemeler yapılması ve hatta törenlerin ortak yapılması gibi tekliflerde bulunmaktadırlar. Kısaca Çanakkale’yi uluslararası bir statüye sokmak istemektedirler. İşte bunu kabul edemeyiz. 23-25 Nisan tarihleri arasında Çanakkale savaş alanlarını ziyarete gidenler Büyük ve Küçük Anafarta köylerine geçememektedirler. Yani Anafartalar zaferinin kazanıldığı mekanları ancak uzaktan seyredebiliyorlar. Zira o tarihlerde orada Anzak günü (!) dolayısıyla tören hazırlıkları yapılıyor, bir platform hazırlanıyor ve ziyaretçileri oraya yaklaştırmıyorlar.
Başta İngiltere olmak üzere Avustralya ve Yeni Zelanda yöneticilerinin Çanakkale ziyaretlerinde daha dikkatli davranmaları ve 1915 yılında bu topraklara “Misafir-ziyaretçi” olarak değil de işgalci ve kan dökücü olarak geldikleri unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. 250 Bin Türk askerinin bu toprakları korumak için canlarını vermiş oldukları bu kıymetli misafirlerimize(!) lisan-ı münasiple anlatılmalı ve hatırlatılmalıdır. Ayrıca Çanakkale savaş alanının (Gelibolu Yarımadası) uluslararası bir yer değil, Türk’ün kanıyla yoğrulmuş ve bedeli pek ağır ödenmiş bir vatan toprağı olduğu her vesileyle vurgulanmalıdır.
Sonuç olarak: Çanakkale, Türk tarihinin emsalsiz bir zaferidir. Yarattığı ruh gücü Türkiye Cumhuriyetinin temelini oluşturmuştur. Bu zaferden sonra 7 yıl daha devam eden savaş yıllarında Çanakkale, her Türk insanının önünde cisimleşmiş bir kahramanlık ruhu olarak durmuş ve hâlâ da durmaktadır. Bu büyük zaferin 102 nci yıl dönümün de başta efsanevî kumandan Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün kumandan, er ve erbaşlarıyla, gerek cephede ve gerekse cephe gerisinde hayatlarını kaybetmiş bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şâd olsun.


İzlenme: 315 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR