İLK AYRILIK, Şiir

Temel Atay

Temel Atay

E-Posta :

 

İLK AYRILIK


köhne kapı da ağladı gıcırtıyla
sızlandı uzun uzun
eli böğründe anam gibi
kapının arkasında
iki kız kardeşim

kokladım tek tek saçlarını kızların
onlarda da ağlıyordu 
burunlarını çekerek
benimde çöktü omuzlarım

anamın başını yasladım 
sol yanıma kalbimin üstüne
bacılarım da sağ yanım da 
ciğerimin üstüne
kor parçaları gibi indi göz yaşlarım
ak tülbentler üstüne

vakit tamam oldu
zindan karası buz kokan gece de
yutkunmaya başladım gurbeti 
yutamadım zor geldi 
hasret denilen o zehirli şerbeti

çok uzaklardan 
berduş köpeklerin sesi geliyordu 
uğursuz ulumalar deliyordu sessizliğimizi 
rüzgarıyla yağmuruyla
gece de ağlıyordu 
görüp de çaresizliğimizi

mahalle uyku da
ama sokak alevsiz ve dumansız yangın da
yangın kollarımın arasında

dönüp dönüp bakıyordum
her defasında
arkamda kalan yangını 
yeniden yakıyordum
oradaki közden alıp
kendi özümü de atıyordum
ta son kıvılcımı görene kadar sürdü 
onları görebilme telaşım
sel oldu karıştı 
yağan yağmura göz yaşım

kan çanağı gözlerimde kederim
ruhum onlar da kaldı
yola düştü 
fidana benzer bedenim

vardım hasret gurbet kokul
kütahya nın eski garına
hep gurbet şiirleri yazmışlar
boyası dökük 
çatlak sıvalı duvarına 



buğulu gözlerle 
altı köşeli vidalarını saydım
uzayıp giden çelik yılanların
kısık ışığına baktım girişteki lambanın
oda titriyordu sağa sola yalpalı
isli camlarıyla kavgalı
arada bir söner gibi oluyordu
belki oda gurbete içten içe sövüyordu

bende kahır soludum
küfür üfürdüm
köhne garın duvarlarına.

kanepeler de uzanmış
iki garip evsiz
onlar benden de kadersiz
nefes kokusu tütün kokusu ter kokusu
derken kendimi attım dışarı çaresiz

“tehir var git içeride otur üşüme” dedi 
pos bıyıklı şişko adam eli fenerli 
ne ayrılıklar görmüş 
gün de görmüş belli

aklımda git içeri diyordu
yüreğim aklıma isyan ediyordu
ıslak betonu göz yaşlarım suluyordu

birden çelik yılanlar titredi
karanlık gar çılgın kükremeyle inledi 
yılanlar çığlık çığlığa bağrıştılar
gurbetin canavarı onları da ezdi

bilet üçüncü mevki numarasız
tahta kanepeler boyasız
tiz düdükler çaldı
yollara düştüm
kardeşsiz anasız babasız 

ilk dönemeçte kayboldu 
şehrin soluk ışıkları
kendinden tekerler eziyordu 
çelikten yılanları
düdük sesine karışıyordu
yılanların feryatları
başım buz olmuş camda 
düşünüyordum gurbette olacakları

ilk kez denizi ve gurbeti 
istanbul da gördüm
tam kırk yıl dolaştım anadoluyu
ak saçım ak sakalımla döndüm 
ocak 2015 
Temel Atay

İzlenme: 482 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR